Şiiiii.....Sessiz oku..Genetikçiler burda=)
29th May 2008

EN GARİP HAYVAN… Bilim insanları doğadaki en garip hayvan olarak niteledikleri Platypus’un gen haritasını çıkardı

platypus.jpg
Amaç geçmişte yaşanan evrimi aydınlatmak. Ördek gibi gagası var ördek değil, memeli gibi kürkü var memeli değil ve yılan gibi zehri var yılan değil…

Bilim adamları, ördek gibi gagası, memeli gibi kürkü ve yılan gibi zehri bulunan doğanın en ilginç hayvanı “platypus”un gen haritasını çıkardı.Araştırmacılar, Nature dergisinde yayımlanan “platypus”un gen analizinin, aralarında insanların da bulunduğu memelilerin milyonlarca yıl önce nasıl evrim geçirdiğinin açıklanmasına yardımcı olmasını umuyor. Platypus, kürkü olduğu ve yavrularını emzirdiği için memeli sınıfına giriyor. Kuyruğunu kunduz gibi sallayabilen bu hayvan, kuş gagası ve sürüngen zehrine sahip olma gibi özellikler de taşıyor. Genellikle su altında yaşayan bu hayvanlar, zehirlerini arka ayaklarında taşıyor.ABD Ulusal İnsan Genome Araştırma Enstitüsünden Francis S. Collins, ilk bakışta bu hayvanın, “bir evrim kazası” olarak görülebileceğini, ancak bu hayvan ne kadar garip görünse de gen haritasının, memelilerin biyolojik süreçlerinin nasıl evrime uğradığının anlaşılması açısından çok değerli olduğunu vurguladı. Bilim adamları bu araştırmanın, bu hayvanın çoklu özelliklerinin, farklı sınıflarda hayvanlarınkiyle kesişen karışık genleriyle DNA’sına yansıdığını gösterdiğini de belirtti.
Yazının tamamını oku »

Kategori Yeni Haberler | 0 Yorum

29th May 2008

Tazmanya kaplanı geni farede

gengenetikbilim.jpgAvustralyalı ve Amerikalı bilim adamları ilk kez soyu tükenmiş bir tür olan Tazmanya kaplanının (thylacine) DNA’sını, yaşayan bir organizma olan fare embriyosunda kullandı.
Yazının tamamını oku »

Kategori Yeni Haberler | 0 Yorum

29th May 2008

İnsan ve Hayvan karışımı canlılarda evet dendi

İngiltere Parlamentosu sağlık için insan-hayvan hücrelerinden melez embriyolar üretilmesine vize verdi

genetikharita.jpg
İngiltere’de Avam Kamarası, tıbbi araştırmalar için insan-hayvan hücrelerinden oluşan embriyolar üretilmesine olanak sağlayan yasayı onayladı. Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Yeni Haberler | 0 Yorum

28th May 2008

Kanserde genetik benzeyiş

kanser.jpg

İsveçli bilim adamlarının yaptığı araştırma, anne ya da babasıyla aynı tür kansere yakalanan çocukların hayatta kalma şansının, kansere yakalanmış ebeveynleriyle hemen hemen aynı olduğunu koydu.

Stockholm’deki Karolinska Enstitüsü’nden Linda Lindström ve ekibi kansere yakalanan 3 milyon aile ve bir milyondan fazla birey üzerinde araştırma yaptı. Araştırma, baba ya da annesiyle aynı tür kansere yakalanan çocukların, teşhisi izleyen hayatta kalma süresinin anne ya da babasınınkiyle benzer olduğunu gösterdi.

Bilim adamları, kansere yakalanan bir hastanın hayatta kalma şansının aynı tür kansere yakalanan anne ya da babasının hayatta kalma süresine göre öngörülebileceği sonucuna varsa da bunda rol oynayan kalıtsal etkenlerin kaynağının kesin olarak belirlenmesi için başka araştırmaların yapılması gerekiyor. Araştırma “The Lancet Oncology” dergisinin kasım sayısında yer alıyor.

Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Yeni Haberler | 0 Yorum

28th May 2008

Genetik şifrelerimizi çaldılar

dna.jpg

Türkiye’nin ilk ve en büyük kemik iliği bankasında büyük skandal! Yaklaşık 30 bin donörün genetik şifreleri ve adreslerinin yer aldığı dosyalar bilgisayardan izinsiz kopyalandı. Mafyanın eline geçerse “facia” olur uyarısı yapıldı.

İstanbul Tıp Fakültesi bünyesindeki Kemik İliği Bankası’nda kayıtlı yaklaşık 30 bin donörün tüm genetik şifreleri ve adreslerinin yer aldığı dosyaların kopyalandığı iddia edildi. Kurumun eski koordinatörü Sarper Diler, avukatı Hasan Hüseyin Ünal aracılığıyla, gizlilik ihlali gerekçesiyle dekanlık ile kurum başkanı Prof. Mahmut Çarin’e ihtarname çektirdi.‘BİLGİSAYARLARDA ŞİFRE YOK’ Yazının tamamını oku »

Kategori Bilim ve Kültür, Yeni Haberler | 0 Yorum

28th May 2008

Klonlamanın Tarihçesi

İlk defa, Leipzig Üniversitesinden Hans Adolph Eduard Dreisch deniz kirpikleriyle yaptığı deneylerde erken dönemdeki bir deniz kirpisi embriyosunun blastomerlerini bir birinden ayırarak “Blastomere Separation” yöntemini buldu.

Blastomere Seperation yönteminde döllenmiş yumurtanın besi ortamında 4-8 hücreli blastomer aşamasına kadar bölünmesine izin verilmektedir. Daha sonraları, blastomer aşamasına gelen bu 8 hücreli yapıdaki her bir hücre alınarak bir blastosit oluşturulmakta ve sanki yeni döllenmiş zigot gibi taşıyıcı anneye aktarılarak genetik olarak birbirinin aynısı klonlar meydana getirilmektedir.

*1902 de Hans Speamann aynı yöntemi kullanarak semender blastomerlerini ayırdı ve her blastomerden yeni bir semender oluştu. Bu yöntemin keşfiyle klonlamanın temeli atılmış oldu.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Yeni Haberler, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 0 Yorum

28th May 2008

Avida

Son günlerin en çok tartışılan konularından birisi dijital ortamda gerçekleştirilen Evrim Simülasyonu.Araştırmacılar, geliştirdikleri ‘Avida’ isimli yazılım platformunda, birbirleriyle rekabet halindeki dijital organizmaların mutasyona uğrayarak evrimleştiklerini ve binlerce nesil sonunda kompleks özelliklere sahip olduklarını belirtiyor.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Yeni Haberler, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 0 Yorum

28th May 2008

Tavuk yumurtadan çıkar

İngiliz düşünür ve uzmanlar, yüzyıllardır süren tartışmaya son noktayı koydu: Yumurta tavuktan önce vardı, yani tavuk yumurtadan çıktı… Sorunun cevabı, genetik materyalin (kromozomlar üzerinde kalıtsal özellikleri taşıyan yapı kitlesi) bir organizmanın hayatı boyunca değişmediği, bu nedenle daha sonra tavuk olarak adlandırılacak ilk kuş türünün, ilk önce embriyon olarak bir yumurtanın içinde oluşması gerektiği fikrinde saklı… İngiltere nin doğusundaki Nottingham üniversitesinden Profesör John Brookfield, tarih öncesi çağlarda, bugün tavuk olarak adlandırılan türün, bir yumurta içinde embriyo olarak oluştuğunu söyleyerek, yumurta içinde büyüyen ve ileride tavuk haline gelecek organizmanın, tavukla aynı DNA ya sahip olduğunu kaydetti.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Yeni Haberler, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 0 Yorum

28th May 2008

Evrimsel Göç Yolları

Nereden çıktık biz?: Yüzlerce yıldır insanoglunun kendi kendine sorup durdugu ve hala kesin bir cevap bulamadığı soru. Paleoantropologlar fosil iskeletlerini inceliyorlar. Ancak hala net bir yanıt verilemiyor. Son zamanlardaki genetik calışmalarsa bu araştırmalara yeni bir boyut kazandırdı.Artık insanoğlunun göç yollarını belirlemek için mitokondri DNAsında meydana gelen ufak değişimler inceleniyor ve bunların analizlerinden çıkan sonuçlar bilim dünyasını genel olarak ikiye bölüyor. Bir kısım Afrikadan cıkışa inanırken diğerleri de Çoklu bölgesel evrim diye çevrilebilecek Multiregional Evolution teorisini destekliyor.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Yeni Haberler | 0 Yorum

27th May 2008

Histon ve İnterferon Genleri

Bütün genler; adenin, guanin, sitozin ve timin isimleri verilen dört farklı maddenin, değişik şekillerde dizilmesi ile meydana gelirler. Adenin, guanin, sitozin ve timin maddecikleri A, G, C ve T harfleri ile gösterilirler. Bu harflerden belirli sayıda bulunan bir bölge, bir gen bölgesidir. Art arda dizilmiş yüzlerce harften oluşabilen genlerin her bir üç harfi, bir amino asit kodlar.Genlerin kodladığı arka arkaya dizili amino asitler, organizmaya gerekli olan proteinlere dönüşürler. Bir çok genin içinde amino asit kodlamayan harf bölgeleri bulunur. Bu harflerin olduğu bölgelere intron bölgeler denir. Ama insan ve hayvanlarda bulunan histon ve interferon genlerinde, diğer genlerden farklı olarak intron bölgeler bulunmaz. Bunun nedeni bu genlerin, evrim süreci içerisinde çok ayırtedici işlevlerinden dolayıdır 

HİSTON VE İNTERFERON GENLERİNDE NEDEN İNTRON BÖLGE BULUNMAZ

histon.jpgAdenin, guanin, sitozin ve timin moleküllerinin oluşturduğu, sarmal ip merdiven biçimli yapı DNA’dır. Adenin, guanin, sitozin ve timin maddecikleri kısaca A, G, C ve T harfleri ile gösterilirler. A, G, C ve T maddeciklerinin birbirine bağlanmasından, uzun sarmal ip merdiven biçimli DNA oluşur. İnsan DNA’sında A, G, C, ve T harflerinden yani maddeciklerden 3 milyar tane var. İnsandan insana bu 3 milyar harften ancak 3 milyon tanesi farklıdır, bu 3 milyon molekül farklı şekillerde dizilmiştir. DNA’yı oluşturan bu 3 milyar A, G, C ve T harfleri ile simgelenen moleküller dizilişlerine göre değişik bölgeler oluştururlar. Oluşan bu bölgelerin bazılarıda genlerdir. İnsan da dahil bütün canlıların sahip oldukları vücut özelliklerini belirleyen genleridir. Canlıların sahip olduğu gen sayıları farklıdır. Gen sayıları farklı olduğu gibi genlerin içinde bulunduğu DNA ‘yı oluşturan A, G , C ve T harfleri ile simgelenen moleküllerin sayısı da farklıdır. Bakterilerin molekül sayıları daha azdır. Küçük bir bakteri yaklaşık 600 bin molekülle, yaşamını var edecek kadar gerekli genleri oluşturabilmektedir. Bütün canlılarda her bir gen bir protein sentezler.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Yeni Haberler | 0 Yorum


eXTReMe Tracker