Şiiiii.....Sessiz oku..Genetikçiler burda=)
16th March 2008

BİTKİLER YÜZYILLARDIR TEDAVİ AMAÇLI KULLANILIYOR

BİTKİLER YÜZYILLARDIR TEDAVİ AMAÇLI KULLANILIYOR

——————————————————————————–

Bitkiler yüzyıllardır tedavi amaçlı
kullanılmakta idi. Son yıllarda özellikle
yurtdışında büyük ilgi gören bitkilerler tedavi (fitoterapi) yöntemi yurdumuzda da önem kazanmıştır. Ancak her derde deva olarak görülen bitkilerin bilinçli, yerinde ve doğru olarak kullanılması gerekmektedir.

Allium Sativum:Sarmısak

Camellia Sinensis:Yeşil Çay

ginseng.jpg
Foeniculum Vulgare:Rezene

Gingko Biloba: Mabedağacı

Ginseng: Panax Ginseng

Matricaria Chamomille:Tıbbi Papatya, Mayıs Papatyası

Melissa Officinalis: Oğul OtU

Prunus Avium: Kiraz

Rosa Canina: Kuşburnu

Salvia Officinalis: Adaçayı

Yazının tamamını oku »

Kategori Bilim ve Kültür, Hayat, Sağlık, Yeni Haberler | Comments Off

2nd March 2008

Şeker Hastalığı

Şeker hastalığı (Diabetes Mellitus), vücudumuzda insülin hormonunun hiç üretilememesine, vücudun ihtiyacını karşılayacak kadar üretilememesi, ya da üretilen insülinin yeterince etki gösterememesine bağlı olarak ortaya çıkar.

Diabet ( şeker hastalığı) kronik bir hastalık olup hayat boyu tedavi gerektirir. En basit teşhis bir damla kan ile yapılabilen açlık kan şekeri ölçümüdür.

Aşağıdakilerden en az bir tanesi varsa şeker hastalığı(Diabetes Mellitus) teşhisi konulur.

Açlık kan şekeri 126 mg/dl veya üzerinde ise,

Herhangi bir saatte bakılan kan şekeri 200 mg/dl veya daha fazla ve beraberinde çok su içme, çok idrara çıkma veya açıklanamayan kilo kaybı varsa,

75 gr glukoz içerek yapılan şeker yüklemesinden iki saat sonra kan şekeri 200 mg/dl veya daha fazla ise .

Kan şekeri yükselmesinin belirtileri nelerdir?

Her zamankinden daha fazla susama ve su içme,
Her zamankinden daha fazla acıkma ve yemek yeme,
Çok sık idrar yapma,
Gece sık olarak idrar yapmak için uykudan uyanma,
Cildinizde kuruma,
Halsizlik, yorgunluk,
Yazının tamamını oku »

Kategori Sağlık, Yeni Haberler, Kalıtsal Hastalıklar ve Sendromlar | 0 Yorum

2nd March 2008

Cep Telefonları İnsan DNA’sını Bozuyor

images.jpgHayatımızın ayrılmazlarından biri haline gelen cep telefonlarından yayılan radyo dalgalarının vücut hücrelerine zarar verdiği, DNA yapımızı bozduğu laboratuvar deneylerinde tespit edildi. Kaliteli telefon ve kulaklık kullanılması tavsiye ediliyor.Cep telefonu üreticileri ne kadar aksini iddia etseler de bilim adamları cep telefonundan yayılan radyo dalgalarının vücut hücrelerimize ve DNA’mıza zarar verebileceğini deneylerinde kanıtladılar.

DNA üzerinde etkilerin tehlikeli boyutlarda olduğunu belirten bilim adamları radyasyon nedeniyle mutasyona uğrayan hücrelerin kanser riskini beraberinde getirdiğini belirtiyor.

Avrupa Birliği’nin konuyla ilgili kuruluşları, yine de insanların henüz endişelenmesine gerek duyulacakcak bulgulara ulaşılmadığını belirtiyorlar.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Sağlık, Yeni Haberler, Kalıtsal Hastalıklar ve Sendromlar | 1 Yorum

6th February 2008

KAS YAPISI

kas_yapisi.jpgİskelet kaslarını oluşturan lifler, TİP I (ST) ve TİP II (FT) şeklinde karışık olarak bulunur ve histolojik-morfolojik yönden iki çeşidi oluşturur. Dolayısıyla bu iki tip lif arasında histokimyasal farklılıklar vardır. Yapılan sporun ve antrenmanın özelliğine göre, aynı tip fibrillerde gelişme olmaktadır (63).

TİP I Lifleri ; yavaş kasılan, oksidatif lifler olup kapiller damarlar yönünden zengin olduğundan, kırmızı lif adını da alırlar. Bu lifler daha çok dayanıklılık faktörü ile ilgilidir. Postürü sağlayan kaslarda bol miktarda bulunur. Anaerobik kapasiteleri düşük, oksidatif kapasiteleri yüksektir. TİP II lifleri ise hızlı kasılan glikolitik liflerdir. Beyaz lif adı da verilir. IIa , IIb ve IIc olmak üzere üç alt gruba ayrılırlar. Tip lla süratli kasılan oksidatif glikolitik, Tip llb süratli kasılan glikolitik, Tip IIc çok süratli kasılan glikolitik fibrillerdir. Bu liflerin en önemli özelliği, hızlı kasılmaları, kasılma sürelerinin kısa, kasılma gücünün ise yüksek olmasıdır. Yüksek şiddette ve daha kısa süreli aktiviteye iyi uyum sağlarlar. Anaerobik kapasiteleri yüksek, oksidatif kapasiteleri düşüktür. Bu nedenle çabuk yorulurlar (63, 3, 65, 48). Hakkinen ve ark (1985) hızlı yapılan çalışmalardaki performansın sinir kas adaptasyonundan oluştuğunu, bunu da genetik faktörlerin belirlediğini tespit etmiştir (55). Bosco ve Komi (1979) performansı etkileyen nedenlerin başında motor ünitelerin mekanik karakteristikleri ve onların kas-fibril yapılarıyla açıklandığını belirtmiştir (18). Ayrıca, ağırlık kaldırmada kabiliyetin artması ise kas grupları arasında koordinenin sağlanmasıyla tespit edilir (87). Ağır direnç ve patlama gücüne yönelik antrenmanların oluşturduğu performans değişikliğinin, insan kaslarının karakteristiklerindeki elektromyografik ve kuvvet, refleks kasılması anındaki değişiklikler özel çalışmaların yol açtığı sinir-kas adaptasyonundan oluşmaktadır (54). Yani, kasın performans ve gelişim derecelerinin de sinir sisteminin olgunlaşmasına bağlı olduğu da unutulmamalıdır (80).
Yazının tamamını oku »

Kategori Sağlık | 5 Yorum

1st February 2008

ÇOCUKLARDA ERKEN ERGENLİK VAKALARININ SAYISI ARTIYOR…

3 yaşına basınca ergenliğe girdi

İngiltere’de yaşayan Ellie Mae-Holden, henüz 3 yaşındayken ergenlik dönemine girdi.

Yaşıtları oyuncaklarla oynayan Ellie, bu yaşlarını çoğunlukla dinlenerek geçirdi.

Sürekli ağrılar çekmeye başlayan, vücut kokusu değişen, saçları yağlanan ve ruh hali değişen Ellie’nin kemik yaşının normal yaşına göre daha büyük olduğunu açıklayan ama durumuna kesin bir teşhis koyamayan doktorlar, minik kızın âdet görmesinden korkmaya başladı. Yazının tamamını oku »

Kategori Hayat, Sağlık | 0 Yorum

1st February 2008

Tüplerini bağlatan kadınlar da hamile kalabilecek

Tüplerini bağlatan, ancak daha sonra tekrar doğum yapmak isteyen kadınların bebek sahibi olmaları artık kolaylaştı.

Tüpler artık, laparoskopik cerrahi yöntemiyle açılıyor. Üstelik 40 yaşındaki bayanlara bile uygulanan yöntemin ücreti devlet tarafından da karşılanıyor.

Karnın içine girerek tüpler açılıyor
Yazının tamamını oku »

Kategori Sağlık | 0 Yorum

1st February 2008

Hollanda’da tıbbi deneyler öldürdü

cesetayakparmagi.jpg

Utrecht Akademi Hastanesi, Hollanda’da 2004 ile 2007 yılları arasında toplam 296 pankreas hastası üzerinde yapılan probiyotik deneyinin ölümlere yol açtığını bildirdi.

Pankreas iltihabı bulunan hastaların yarısına bağırsak mikrobiyal dengesini düzeltecek canlı organizmalar olan probiyotikler verildiği, bu grupta 24 kişinin hayatını kaybettiği kaydedildi. Probiyotik verilmeyen gruptan ise 9 kişinin öldüğü belirtildi.

Kategori Hayat, Sağlık, Yeni Haberler | 0 Yorum

1st February 2008

Dünyada ilk defa, karaciğer nakli yapılan…

Dünyada ilk defa, karaciğer nakli yapılan bir kızın kan grubu, kendiliğinden karaciğeri veren kişiyle aynı oldu..

KARACİĞERİ VEREN İLE ALANIN KAN GRUPLARI FARKLIYDI: VE BÖYLE OLDU
demileebrennan.jpg

Avustralya’da dünyada ilk defa, karaciğer nakli yapılan bir kızın kan grubu, kendiliğinden karaciğeri veren kişiyle aynı oldu. 15 yaşındaki Demi-Lee Brennan adlı kıza, Sydney Çocuk Hastanesi’nde karaciğer nakli yapıldı. Dokuz ay sonra kızın kan grubunun, bağışıklık sisteminin ve kemik iliğinin donörle aynı özelliklere geldiği görüldü. Doktorlar sonuç için ‘mucize’ yorumunu yaptı.

New England Tıp Dergisi’nde yayımlanan araştırma sonucu ise böbrek nakli olanlara umut veriyor: Böbrek nakli olan hastalara, bağışçıdan alınan kemik iliği nakledildiğinde, hastalarda yeni bağışıklık hücreleri oluşuyor. Hücreler, vücudun nakledilen organı kabul etmesine yardımcı oluyor.

Kategori Sağlık, Yeni Haberler | 0 Yorum

1st February 2008

40 yaş grubu bireyler depresyon riski altında

depresyon.jpg

80 ülkede 2 milyon kişi üzerinde yapılan veri analizine göre, insanların depresyona en açık oldukları yaş 44. ABD’deki Warwick Üniversitesi ile Dartmouth Yüksekokulu tarafından yapılan araştırmaya göre, depresyon riski gençken ve yaşlıyken en düşük seviyede bulunuyor. Yazının tamamını oku »

Kategori Sağlık | 0 Yorum

1st February 2008

Ailenin Sigara Dumanı, Düşük Riskini Artırıyor

sigara.jpg

Yapılan çalışmalar, çocukluk döneminde anne-babasının sigara dumanına maruz kalmış olan kadınların gebelik döneminde düşük yapmaları olasılığının %80 oranında arttığını ortaya koyuyor. Sigara dumanının embriyo gelişimi ve küçük çocuklar üzerindeki zararlı etkileri bilinmesine karşın, şimdiye dek aileden gelen etkinin bir sonraki neslin üreme başarısı üzerindeki zararlı etkileri konusunda bilimsel bir açıklama yapılmamıştı. Söz konusu durumun, sigara içeriğinde bulunan kurşun, benzen ve kadmiyum gibi zehirli bileşiklerin, üreme sistemi gelişimi üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle ortaya çıktığı düşünülüyor.

Kategori Sağlık | 0 Yorum


eXTReMe Tracker