Şiiiii.....Sessiz oku..Genetikçiler burda=)
28th May 2008

Gen Aktarım Teknikleri

Gen tedavisinde, etkin bir gen aktarımı en önemli bir koşuldur. Genleri istenilen hücrelere taşıyabilmek için kullanılan yöntemler genel olarak iki kategoride toplanmaktadır: Fiziksel yöntemler ve biyolojik vektörler: Fiziksel yöntemler, DNA’nın doğrudan doğruya enjeksiyonu, lipozom formülasyonları ve balistik gen enjeksiyonu yöntemlerini içerir. Doğrudan DNA enjeksiyonunda ilgili gen DNA’sını taşıyan plazmit, doğrudan doğruya, örneğin kas içine, enjekte edilir. Yöntem basit olmasına karşın kısıtlı bir uygulama alanı vardır.
Lipozomlar, lipidlerden oluşan moleküllerdir. DNA’yı içlerine alma mekanizmalarına göre iki guruba ayrılırlar: Katyonik lipozomlar ve pH-duyarlı lipozomlar. Birinci gurup lipozomlar artı yüklü olduklarından, eksi yüklü olan DNA ile dayanıklı bir kompleks oluştururlar. İkinci gurup lipozomlarsa negatif yüklü olduklarından DNA ile bir kompleks oluşturmaz, ama içlerinde taşırlar. Parça bombardımanı ya da gen tabancası olarak da adlandırılan balistik DNA enjeksiyonu, ilk olarak bitkilere gen nakli yapmak amacıyla geliştirilmiştir. Bu ilk uygulamalarından sonra, bazı değişiklikler yapılarak memeli hücrelerine gen nakli amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Bu yöntemde, genellikle altın ya da tungstenden oluşan 1-3 mm boyutunda mikroparçacıklar, tedavi edici geni taşıyan plazmit DNA’sı ile kaplanır, sonra da bu parçacıklara hız kazandırılarak, hücre zarını delip, içeri girmeleri sağlanır.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 0 Yorum

28th May 2008

Evrimleşmeyi Sağlayan Düzenekler

Ayakta Kalmak için Savaşım” ve ”En İyi Uyum Yapan Ayakta Kalır” sözcükleri Darwin-Wallace Kuramının anahtarıdır. Fakat besin, yer, su, güneş vs. için bireyler arasındaki savaşımın, zannedildiği gibi büyük bir evrimsel güç olmadığı, buna karşın döller boyunca sürekli olan populasyonların evrimsel değişime için önemli olduğu daha sonra anlaşıldı. Bu durumda evrimsel değişikliklerin birimi bireyler değil, populasyonlardır. Bir populasyonun yapısını döller boyunca süren bir etkiyle değiştiren evrimsel güçleri, önem sırasına göre inceleyelim. Özünde Hardy-Weinberg* eşitliğini bozan her etki evrimsel değişikliği sağlayan güç olarak kabul edilir…(*bakınız. populasyon genetiği kuralları)

Doğal Seçilim

Bir populasyon, kalıtsal yapısı farklı olan birçok bireyden oluşur. Ayrıca, meydana gelen mutasyonlarla, populasyondaki gen havuzuna (türün üreme yeteneğine sahip tüm bireylerinin oluşturduğu genler) yeni özellikler verebilecek genler eklenir. Bunun yanısıra mayoz sırasında oluşan Krossing-Over’lar (Mayoz bölünmede gen parça değişimi) ve rekombinasyonlar, yeni özellikler taşıyan bireylerin ortaya çıkmasını sağlar. İşte bu bireylerin taşıdıkları yeni özellikler (yani genler) nedeniyle, çevre koşullarına daha iyi uyum yapabilme yeteneği kazanmaları, onların, doğal seçilimden kurtulma oranlarını verir. Yalnız çevre koşulları her yerde ve her zaman (özellikle jeolojik devirleri düşünürsek) aynı değildir. Bunun anlamı ise şudur: Belirli özellikleri taşıyan bireyler, belirli çevre koşullarına sahip herhangi bir ortamda, en başarılı tipleri oluşturmalarına karşın, birinci ortamdakinden farklı çevre koşulları gösteren başka bir ortamda, ya da zamanla çevre koşullarının değiştiği bulundukları ortamda, uyum yeteneklerini ya tamamen ya da kısmen yitirirler. Bu ise onların yaşamsal işlevlerinde güçlüklere (döllenmelerinde, embriyonik gelişmelerinde, erginliğe kadar ulaşmalarında, üremelerinde, besin bulmalarında, korunmalarında vs.) neden olur. Böylece erginliğe ulaşanlarının, ulaşsalar dahi fazla miktarda yavru verenlerinin, verseler dahi bu yavruların ayakta kalanlarının sayısında büyük düşmeler görülür. Bu çevre koşulları belirli bir süre (genellikle uzun bir süre) etkilerini sürdürürse, belirli özelliklere (gen yapısına) ahip bireyler devamlı ayıklanacak ve taşıdıkları genlerin gen havuzundan eksilmesiyle, gen frekanslarında (bir özelliğin, bireylerde ortaya çıkış sıklığı) değişmeler ortaya çıkacaktır. Bu seçilim, çoğunluk döller boyunca sürer. Bir zaman sonra da bu gen bileşimindeki bireyler topluluğu tamamen ortadan kalkmış olur. (jeolojik devirlerdeki birçok canlının çevre koşulları nedeniyle soyunun tükenmesi) Buna karşın, başlangıçtaki populasyonlarda bu çevre koşullarına uyum yapabilecek özelliklere (gen bileşimlerine) sahip bireyler korunduğu için sayıları ve dolayısıyla taşıdıkları genlerin frekansı gen havuzunda sürekli artar. Böylece, bir zaman sonra, yeni mutasyonların ve rekombinasyonların meydana gelip, uygun olanlarının ayıklanmasıyla da, başlangıçtaki populasyona benzemeyen, tamamen ya da kısmen değişmiş populasyonlar ortaya çıkar.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 0 Yorum

28th May 2008

Mendelian Kalıtım Mendelian Inheritance

Mendel ne gen ne kromozomlardan söz açmıştır, ne de belki bunları biliyordu. Sonradan bulunan bilimsel verilerin bu yasalarla paralelliği saptanmıştır. Mendel deneylerinde cinsiyetin etkisi gözlenmediği, aşağıda bahsedilecek iki Mendel yasasının cinsiyete ilişkin kalıtımı öngörmez. Kalıtım biliminde cinsiyet kromozomları dışındaki kromozomlarla (otozom) olan, bağımsız karakterlerinden sorumlu yani ayrı otozom çiftlerine oturmuş genlerle sağlanan kalıtıma Mendelian Kalıtım demek geleneği kurulmuştur.Genlerin davranışlarını anlatan ve gösteren Mendel’in deneyleri ve deneylerden çıkardığı iki yasa mevcuttur: Birinci Mendel Yasası: Segregasyon (açılma, ayrılma, dağılma): birinci Mendel yasası veya “segregation” ilkesi genlerin ana-baba kuşaktan yavrulara geçerken birbirlerinden ayrılmalarını, yavruya tek tek gitmelerini öngörür. Saf olarak iki bahçe bezelyesi soyundan biri kırmızı diğeri beyaz çiçekler açmaktadır. İki soy doğal olarak çiftleşir veya insan eliyle çiftleştirilebilir (melezleme: hibridizasyon). Ana-baba veya ebeveyn kuşak (parental generasyon) P ile gösterilir. Kırmızı ve beyaz çiçekli soyların melezleşmesinden oluşan melezlerin (hibrid) bulunduğu birinci flial generasyon (birinci yavru kuşak) F1 diye adlandırılır. Bu melezlemede F1 ürünler hepsi kırmızıdır. Yani beyaz rengin kaybolduğu kanısının verir. Hepsi aynı renkte olduğu için monohibrid (tekli melez) denir. Beyaz rengin nereye gittiğini araştırmak için ikinci yavru kuşak ürünleri elde etme zorunluluğu vardır.  Tekli melez F1’lerin kendi aralarından çiftleşmelerinden ikinci flial generasyon F2 (ikinci yavru kuşak) oluşur.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 0 Yorum

27th May 2008

EGFR kanserinin tedavisindeki önemi nedir?

EGFR DNA analizinin akciğer ve pankreas kanserinin tedavisindeki önemi nedir ? Akciğer kanseri saptanmış hastalarda tümör dokusunda EGFR gen bölgesinin incelenmesi ve test sonuçlarının pozitif çıktığı hastalarda tedavi aşamasında belirli ilaçların tercih edilerek kullanıması aşamasını 2006 yılı başlarından itibaren takip etmektedir. Bu şekilde hastaların tedaviye yanıt verme şansının yükseltilebildiği konusu dikkatimizi çekmiştir. Günümüzde birçok hekim bu bilgiler ışığnda akciğer ve pankreas kanseri saptanan hastalarda bu testi istemekte ve test sonuçlarına göre Iressa (Gefitinib) ve Tarceva (Erlotinib) adlı ilaçları kullanarak başarı şansını arttırmaya çalışmaktadır.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Hayat, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı, Kalıtsal Hastalıklar ve Sendromlar | 0 Yorum

5th April 2008

DNA izolasyonu

DNA İZOLASYONUdna.jpg DNA’nın izolasyonunda çeşitli yöntemlerden yararlanılır. Genelde izole edilen kromozal veya plazmid DNA moleküllerinin saflığının kontrolü ve miktarının tayini spektral yöntemlerle yapılmaktadır.

SPEKTRAL YÖNTEMLER

Nükleotidlerin heterosiklik halkaları 260 nm. Dalga boyundaki ışığı max. emme özelliği taşıdığından, bu dalga boyundaki emme derecesi nükleik asitlerin miktarının bir ölçüsüdür. Buna göre DNA’nın miktar ve saflığı,spektrofotometrede 260 ve 280 nm. Dalga boylarında elde edilecek değerlerden belirlenebilir. 1 optik dansite (OD) çift iplikli DNA için 50 μg/ml. tek iplikli DNA veya RNA için 40 μg/ml. ve oligonükleotidler için ise 20 μg/ml’ye karşılık gelmektedir.
Örneğin, izole edilen DNA çift iplikli ise,miktarının belirlenmesi için aşağıdaki formülden yararlanılır.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetik Bilim, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 1 Yorum

28th March 2008

Klonlanan insan varmı?(yaşayan)

Tubitak-ta böle bi yazı buldum:

Konvansiyonel tekniklerle yapılan memeli klonlama çalışmalarının iki tipi var. Bunlardan ilki olan reprodüktif klonlama, klonlanan embriyonun dişi uterusuna implante edilmesi ve gebelik süreci sonucu bebeğin doğması aşamalarını içeriyor. İnsanların bu şekilde klonlanması, çoğu Avrupa ve Amerika ülkesinde kanunlarla yasaklanmış durumda. Ancak, bu klonlama tekniği, her iki eşin de kısır olması nedeniyle çocuk sahibi olamayan çiftler için de bir umut kaynağı.

Bir diğer teknik olan terapötik klonlamadaysa, klonlama yoluyla oluşturulan çok erken dönem embriyolardan kök hücreleri alınarak, yalnızca belirli bir organ ya da dokunun gelişimi sağlanıyor. Bu teknik, organ ve doku nakillerinde kullanılabilir. Organ nakline gereksinimi olan bir hastanın yine kendisinden klonlama yoluyla elde edilen bir organ, hastada kesinlikle olumsuz bağışıklık cevabı oluşturmayacağı için, çok başarılı bir şekilde kullanılabilir. Ancak, bu klonlama tekniğinden henüz bir terapi geliştirilmiş değil.

İnsan embriyoları üzerinde klonlama çalışmaları yapan en ünlü adlardan biri olan Koreli Hwang Woo-Suk, 2005 yılında yayımladığı çalışmaların sonuçlarına aldatmaca karıştığının ortaya çıkmasından sonra sessizliğini koruyor.
Kaynak: biltek.tubitak.gov.tr

Kategori Genetik Bilim, Hayat, Yeni Haberler, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 0 Yorum

3rd February 2008

Genom Projesi

Genetik bilimciler için heyecan verici günlerin yaşandığı bir dönemde bulunmaktayız. Bunun en önemli nedeni kuşkusuz İnsan genom Projesinin tamamlanmasına tanık olmamızdır. DOE (Amerikan Enerji Dairesi) ve NIH (Ulusal Sağlık Örgütü) gibi Amerikan kurumları tarafından resmi olarak 1990’da başlatılan projeye bu kurumların dışında çeşitli ülkeler (Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Danimarka, Fransa, Almanya, İngiltere, İsrail, İtalya, Japonya, Hollanda, Kore, Meksika, Rusya, İsveç) ve Celera, IBM, Compaq, Dupond gibi firmalar da katılmış ve ortalama yılda 200 milyon dolarlık bir bütçe ile desteklenmiştir.

genomik.jpg

İnsan Genom Projesi 100.000 olduğu tahmin edilen insan genlerinin yapılarının, genomdaki yerlerinin ve fonksiyonlarının anlaşılabilmesi için insan genomunu oluşturan 3 milyar bazın diziliminin belirlenmesi için başlatılmıştır. Bu proje ile gerçekleştirilmek istenen temel hedefler insan genomunun ayrıntılı analizinin yapılmasının yanısıra;

Çeşitli model organizmaların (Drosophila melanogaster - meyva sineği, Caenorbabditis elegans - bir nematod, Escherichia coli - bakteri, Saccharomyces cerevisiae- maya, Arabidopsis thaliana - tere bitkisi) genetik haritalarının ve nükleotid diziliminin yapılması.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 1 Yorum

3rd February 2008

DNA şifrelemeyi nasıl yapar?

DNA zinciri hücrenin içerisinde bulunan ve nukleus(çekirdek) adı verilen bir organelin içerisinde bulunur.Bir insanda ise yaklaşık 70-100 trilyon tane hücre vardır ve her bir hücrenin içerisinde DNA molekülü ayrı ayrı mevcuttur.Fakat dikkat ederseniz her hücre birbirinden farklı fonksiyonlara sahiptir. Mesela gözünüzdeki hücreyle elinizin deri hücreleri birbirinden farklıdır.Peki DNA ları aynı olan hücreler neden farklılaşma gösteriyorlar?.Yada şu şekilde soralım; Neden göz hücrelerimiz ile deri hücrelerimiz veyahut karaciğer hücrelerimiz ile dil hücrelerimizin DNA ları aynı olmasına rağmen, birbirlerine benzemiyorlar.Yanıt ise basittir.

DNA nın üzerinde “Histon” adı verilen bazı moleküller vardır.Bu moleküller DNA nın belirli bölgeleri dışında diğer tüm bölgelerinin üzerlerini kaparlar.Örneğin göz hücrelerinizde, bu moleküller yanlızca DNA nın gözle ilgili bölgelerini açık tutar.Diğer tüm bölgeler ise bu moleküller tarafından kapatılır.Aynı şey dil veya karaciğer hücreleri içinde geçerlidir.Mesela bir hücre dil hücresi olacaksa DNA nın yanlnızca dili meydana getirecek bölgeleri açık tutulur.Diğer bölgeler ise “Histon” lar tarafından kapatılır.

Eğer diğer bölgeler açık olsaydı sonuç tam bir facia olacaktı.Bir hilkat garibesine dönüşecektik. Fakat dönüşmüyoruz çünki hücrede son derece kompleks bir kontrol sistemi mevcuttur ve DNA nın kendini hatasız kopyalaması ve canlının her hücresininin görevini kusursuz bir biçimde tayin etmesini sağlar.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 0 Yorum

3rd February 2008

Gen Haritası

İnsan gen haritası projesi, bitiş çizgisine geldi.Bu Proje, 250 milyon dolarlık maliyeti ile bugüne dek gerçekleştirilen en pahalı, en kapsamlı bilimsel çalışma. Araştırmayı destekleyenler, haritanın tümüyle çıkartılması sonucunda, ömrün uzamasının yanı sıra, kanserden kellik sorununun çözümüne, bunamadan depresyona dek pek çok hastalığın tanım ve tedavisinde köklü değişikliklere gidileceğini ve kader kavramının değişik boyutlara ulaşabileceğini öngörüyor.Karşı olanlar ise, insan yaşamında gizliliğin sona ereceğinden, iş ve çalışma hayatında genetik ırkçılığın başlayacağından kaygı duyuyor. Projenin tamamlanmak üzere olduğu şu günlerde kesin olan tek şey, bitiş çizgisini göğüslemenin en çok biyotek endüstrisinin işine yarayacağıdır.

İnsan genlerinin deşifre edilmesi konusunda çalışan beş laboratuarın yetkilileri, son güne kadar rutin olarak her cuma, sabah saat 11.00′de birbirlerini telefonla arayarak gelişmeler hakkında bilgi veriyordu.
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 0 Yorum

3rd February 2008

Genetik Tarihi

DÜNYADA GENETİK TARİHÇESİ:

I- Mendel çalışmalarının yayınlandığı yıl

II- DNA molekülünün çifte sarmal yapısının bulunduğu yıl

1) Mendel ‘den önceki devir
Yazının tamamını oku »

Kategori Genetikçilere verilen sorularn Cevapı | 1 Yorum


eXTReMe Tracker