28th
May
2008

İsveçli bilim adamlarının yaptığı araştırma, anne ya da babasıyla aynı tür kansere yakalanan çocukların hayatta kalma şansının, kansere yakalanmış ebeveynleriyle hemen hemen aynı olduğunu koydu.
Stockholm’deki Karolinska Enstitüsü’nden Linda Lindström ve ekibi kansere yakalanan 3 milyon aile ve bir milyondan fazla birey üzerinde araştırma yaptı. Araştırma, baba ya da annesiyle aynı tür kansere yakalanan çocukların, teşhisi izleyen hayatta kalma süresinin anne ya da babasınınkiyle benzer olduğunu gösterdi.
Bilim adamları, kansere yakalanan bir hastanın hayatta kalma şansının aynı tür kansere yakalanan anne ya da babasının hayatta kalma süresine göre öngörülebileceği sonucuna varsa da bunda rol oynayan kalıtsal etkenlerin kaynağının kesin olarak belirlenmesi için başka araştırmaların yapılması gerekiyor. Araştırma “The Lancet Oncology” dergisinin kasım sayısında yer alıyor.
Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Yeni Haberler |
28th
May
2008

Türkiye’nin ilk ve en büyük kemik iliği bankasında büyük skandal! Yaklaşık 30 bin donörün genetik şifreleri ve adreslerinin yer aldığı dosyalar bilgisayardan izinsiz kopyalandı. Mafyanın eline geçerse “facia” olur uyarısı yapıldı.
İstanbul Tıp Fakültesi bünyesindeki Kemik İliği Bankası’nda kayıtlı yaklaşık 30 bin donörün tüm genetik şifreleri ve adreslerinin yer aldığı dosyaların kopyalandığı iddia edildi. Kurumun eski koordinatörü Sarper Diler, avukatı Hasan Hüseyin Ünal aracılığıyla, gizlilik ihlali gerekçesiyle dekanlık ile kurum başkanı Prof. Mahmut Çarin’e ihtarname çektirdi.‘BİLGİSAYARLARDA ŞİFRE YOK’ Yazının tamamını oku »
Kategori Bilim ve Kültür, Yeni Haberler |
28th
May
2008
Öncelikle şu anki bilimsel ve teknolojik gelişmeler klonların sağlığını garanti edememektedirler. Dolly’nin klonlanmasında 277 denemeden sadece birinin başarılı olması başta olmak üzere çoğu uzmanın takıldığı pek çok soru vardır. Bunlardan bir tanesi DNA’ları barındıran organelin sadece çekirdek olmamasıdır.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı |
28th
May
2008
Klonlanmış (kopyalanmış) kuzu Dolly’nin “baba”sı Ian Wilmut Amerikan firması Geron ile birlikte, insan klon hücrelerini doku kültürlerinde tıbbi amaçlarla çoğaltmaya başladılar. Diğer yandan Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü de insan klonlamayı özel sektör tekelinde bırakmamak için, bu araştırmalara başlamış bulunmaktadır.

Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı |
28th
May
2008
İlk defa, Leipzig Üniversitesinden Hans Adolph Eduard Dreisch deniz kirpikleriyle yaptığı deneylerde erken dönemdeki bir deniz kirpisi embriyosunun blastomerlerini bir birinden ayırarak “Blastomere Separation” yöntemini buldu.
Blastomere Seperation yönteminde döllenmiş yumurtanın besi ortamında 4-8 hücreli blastomer aşamasına kadar bölünmesine izin verilmektedir. Daha sonraları, blastomer aşamasına gelen bu 8 hücreli yapıdaki her bir hücre alınarak bir blastosit oluşturulmakta ve sanki yeni döllenmiş zigot gibi taşıyıcı anneye aktarılarak genetik olarak birbirinin aynısı klonlar meydana getirilmektedir.
*1902 de Hans Speamann aynı yöntemi kullanarak semender blastomerlerini ayırdı ve her blastomerden yeni bir semender oluştu. Bu yöntemin keşfiyle klonlamanın temeli atılmış oldu.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Yeni Haberler, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı |
28th
May
2008
Monozomik durum otozomal (vücut kromozomlarında) meydana gelmişse hayatla bağdaşmaz. Buna istisna olarak monozomi G gösterilebilir. Otozomal trizomiler ise çok sıktır. Klasik Down sendromu (mongolizm), Edwards sendromu (trizomi 18), Patau sendromu (trizomi 13) buna iyi bir örnek olabilir.
kromozom ANOMALİLERİ
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Kalıtsal Hastalıklar ve Sendromlar |
28th
May
2008
Son günlerin en çok tartışılan konularından birisi dijital ortamda gerçekleştirilen Evrim Simülasyonu.Araştırmacılar, geliştirdikleri ‘Avida’ isimli yazılım platformunda, birbirleriyle rekabet halindeki dijital organizmaların mutasyona uğrayarak evrimleştiklerini ve binlerce nesil sonunda kompleks özelliklere sahip olduklarını belirtiyor.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Yeni Haberler, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı |
28th
May
2008
İngiliz düşünür ve uzmanlar, yüzyıllardır süren tartışmaya son noktayı koydu: Yumurta tavuktan önce vardı, yani tavuk yumurtadan çıktı… Sorunun cevabı, genetik materyalin (kromozomlar üzerinde kalıtsal özellikleri taşıyan yapı kitlesi) bir organizmanın hayatı boyunca değişmediği, bu nedenle daha sonra tavuk olarak adlandırılacak ilk kuş türünün, ilk önce embriyon olarak bir yumurtanın içinde oluşması gerektiği fikrinde saklı… İngiltere nin doğusundaki Nottingham üniversitesinden Profesör John Brookfield, tarih öncesi çağlarda, bugün tavuk olarak adlandırılan türün, bir yumurta içinde embriyo olarak oluştuğunu söyleyerek, yumurta içinde büyüyen ve ileride tavuk haline gelecek organizmanın, tavukla aynı DNA ya sahip olduğunu kaydetti.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Yeni Haberler, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı |
28th
May
2008
Yeryüzündeki canlıların öyküsü yaklaşık 4 milyar yıl öncesinde başlar. Memeliler sınıfının 33 takımından biri sayılan primat ise bugünkü bilgilerin ışığında 65-70 milyon yıllık bir geçmişe sahiptir (Eimerl ve De Vore, 1969; Romer, 1971; Rosen, 1974). Primat tarihi bir bakıma tüm diğer memelilerinkiyle aynıdır. Mezozoik dönemin son zaman dilimi olan kretase’den itibaren yeryüzü iklimi hissedilir derecede değişti; ortam giderek soğumaya başladı. İklimde görülen bu önemli değişmeye, bir varsayıma göre, çok büyük bir gök cisminin dünyaya çarpması sonucu atmosferde oluşan muazzam toz bulutu ve çarpma sırasında atmosfere dağılan çok miktardaki parçacıklar neden oldu. Atmosferi kaplayan toz bulutu ve parçacıklar güneş ışınlarının dünyaya ulaşmasına büyük ölçüde engel oldu. Sonuçta dünyamızdaki ısı önemli derecede düştü.
Bir başka görüşe göre de, bu belirgin iklim değişmesi öyle dış kaynaklı olamazdı; yeryüzü iklimi birdenbire değişmedi. Özellikle ikinci zaman sonundan itibaren başgösteren volkanik faaliyetler, deniz düzeyindeki önemli değişiklikler ve yeryüzü kaynaklı diğer jeolojik olaylar bu iklim değişmesinin belli başlı sorumlularıydı.
Zamanımızdan 65-70 milyon yıl öncesinden itibaren başta dinazorlar olmak üzere çok sayıda canlı tarih sahnesinden silindi. Ortaya çıkan bu boşluğu ise dünyanın birçok bölgesinde çok ufak, genelleşmiş bir anatomik yapıya sahip, dişleri, beslenme alışkanlıkları, sayısız bedensel ve davranışsal özellikleri ile her türlü ortamda rahatça yaşayabilecek bir biyolojik ve fizyolojik potansiyelde olan arkaik memeliler doldurdu. Bu memeliler yavrularını doğurarak dünyaya getiriyorlar, onları emziriyorlardı. Vücut ısılarını ayarlama mekanizmasına sahip sıcak kanlı hayvanlardı. Dişleri, sürüngenlerinkinden farklı olarak kesme, parçalama ve ezip, öğütme işlevlerini üstlenecek biçimde farklılaşmıştı. İşte bu arkaik memeliler içinde bizi de çok yakından ilgilendiren bir takım var ki ona primat adı verilir.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı |
28th
May
2008
Organ nakli, dogum kontrolü, büyük ameliyatlar derken genetikçiler, hayvan kopyamayi da basardi. Iskoçya’da Ian Wilmut, Dolly adini verdigi kuzuyu kopyaladi. Sonra Hawai’de fare, Kore’de inek, Iskoçya’da domuz kopyalandi.Güney Kore de türü azalan bir kaplan türünü kopyalamaya hazirlaniyor “.. Bizim (biyologlarin), hapsedilme tehditini de içeren sayisiz ve kesin kuralla dizginlenmesi gereken büyük isadamlari oldugumuz söylenir. Tüm bunlar genlerimizi olusturan DNA’nin olasi en kötü seyleri kiskirtabileceginin düsünülmesi nedeniyledir. Bu tamamen aptalca; çevremizde beni, DNA’dan daha az ürküten baska bir öge düsünemiyorum.” James Watson, 1977Uyari profesyonellerinin genetekçilerin ugursuz güçlerini lanetlemeleri için, 1970′li yillarin basinda, biyologlarin, DNA rekombinasyon tekniklerini olusturarak laboratuvarlarinda dogayi taklit edebileceklerini kesfetmeleri ve böylece moleküler biyolojiyi kuramsal gettosondan çikarmalari yetti. Bilimi, özellikle de insanin bilinmesiyle ilgili oldugunda, seytanlastirmaya çalisan insanlara daima rastlanir.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı |