28th
March
2008
Tubitak-ta böle bi yazı buldum:
Konvansiyonel tekniklerle yapılan memeli klonlama çalışmalarının iki tipi var. Bunlardan ilki olan reprodüktif klonlama, klonlanan embriyonun dişi uterusuna implante edilmesi ve gebelik süreci sonucu bebeğin doğması aşamalarını içeriyor. İnsanların bu şekilde klonlanması, çoğu Avrupa ve Amerika ülkesinde kanunlarla yasaklanmış durumda. Ancak, bu klonlama tekniği, her iki eşin de kısır olması nedeniyle çocuk sahibi olamayan çiftler için de bir umut kaynağı.
Bir diğer teknik olan terapötik klonlamadaysa, klonlama yoluyla oluşturulan çok erken dönem embriyolardan kök hücreleri alınarak, yalnızca belirli bir organ ya da dokunun gelişimi sağlanıyor. Bu teknik, organ ve doku nakillerinde kullanılabilir. Organ nakline gereksinimi olan bir hastanın yine kendisinden klonlama yoluyla elde edilen bir organ, hastada kesinlikle olumsuz bağışıklık cevabı oluşturmayacağı için, çok başarılı bir şekilde kullanılabilir. Ancak, bu klonlama tekniğinden henüz bir terapi geliştirilmiş değil.
İnsan embriyoları üzerinde klonlama çalışmaları yapan en ünlü adlardan biri olan Koreli Hwang Woo-Suk, 2005 yılında yayımladığı çalışmaların sonuçlarına aldatmaca karıştığının ortaya çıkmasından sonra sessizliğini koruyor.
Kaynak: biltek.tubitak.gov.tr
Kategori Genetik Bilim, Hayat, Yeni Haberler, Genetikçilere verilen sorularn Cevapı |
23rd
March
2008
.
Kadınlar için dünya daha renkli. Geçtiğimiz ay The American Journal of Human Genetics dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre kadınlar kırmızının tonlarını erkeklerden daha iyi algılıyor.
Kırmızı ve turuncunun tonlarını algılayabilen kadınlar zehirli ve ham meyveleri daha kolay ayırt edebiliyor.
Maryland Üniversitesi’nden Prof. Brian Verrelli’ye göre kadın ve erkek arasındaki bu fark binlerce yıl öncesine dayanıyor. Verrelli ve Tisckoff başkanlığındaki ekip değişik coğrafyalardan (Afrika, Avrupa ve Asya) 236 kişinin DNA yapısını inceledi. Bilim insanları özellikle ışık tayfının “kırmızı” bölgesinin algılanmasından sorumlu ‘opsin’ adlı proteini kodlayan OPN1LW genini mercek altına aldı. Araştırmada bu genin 85 değişik formunun bulunduğu saptandı. Bu sayı insan genomunda bulunan herhangi bir genin sahip olduğu ortalama değişkenlik (varyasyon) sayısının 3 katı Doğal seçilim gendeki varyasyon sayısını en az olana indirip, en uygun olanın devamı için çalışır. Fakat bu özel durumda doğal seçilim zaman içinde renk algılama genlerinin değişim sayısını artırmak için çalışmış gibi görünüyor. Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür |
16th
March
2008
BİTKİLER YÜZYILLARDIR TEDAVİ AMAÇLI KULLANILIYOR
——————————————————————————–
Bitkiler yüzyıllardır tedavi amaçlı
kullanılmakta idi. Son yıllarda özellikle
yurtdışında büyük ilgi gören bitkilerler tedavi (fitoterapi) yöntemi yurdumuzda da önem kazanmıştır. Ancak her derde deva olarak görülen bitkilerin bilinçli, yerinde ve doğru olarak kullanılması gerekmektedir.
Allium Sativum:Sarmısak
Camellia Sinensis:Yeşil Çay

Foeniculum Vulgare:Rezene
Gingko Biloba: Mabedağacı
Ginseng: Panax Ginseng
Matricaria Chamomille:Tıbbi Papatya, Mayıs Papatyası
Melissa Officinalis: Oğul OtU
Prunus Avium: Kiraz
Rosa Canina: Kuşburnu
Salvia Officinalis: Adaçayı
Yazının tamamını oku »
Kategori Bilim ve Kültür, Hayat, Sağlık, Yeni Haberler |
11th
March
2008
İnanç duygusu nasıl ortaya çıktı? Binlerce yıl, insanoğlunu nasıl etkiledi, yönlendirdi? Ünlü biyolog Dean Hamer, bu sorunun yanıtını, 6 yıl boyunca DNA kodlarında aradı. Bu geni baskın olanlar daha inançlı oluyor. Şimdi tartışılan soru şu: Bu gen Allah’ın bir mucizesi mi, yoksa evrim sonucu mu gelişti? Amerikalı ünlü moleküler biyolog Dean Hamer, bu sorunun yanıtını, insana fiziksel özelliklerini veren DNA kodlarında aradı. 6 yıl süren bir dizi araştırmanın sonunda da “Allah’a inanç genini” bulduğunu açıkladı. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’nde görevli olan Hamer, 1998 yılında, insanın genetik yapısının inanç üzerindeki etkisini araştırmaya başladı. Hamer, ilk olarak, genetik yapıları aynı olan “tek yumurta ikizleri” üzerinde inceleme yaptı. Ardından genetik yapıları tam olarak örtüşmeyen, ancak “aynı ortamda büyüyen” kardeşlerin inançlarını karşılaştırdı. Tek yumurta ikizlerinde inanç gücü aynı Araştırmaya göre,
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Bilim ve Kültür, Yeni Haberler |
10th
March
2008
DNA İZOLASYONU
DNA’nın izolasyonunda çeşitli yöntemlerden yararlanılır. Genelde izole edilen kromozal veya plazmid DNA moleküllerinin saflığının kontrolü ve miktarının tayini spektral yöntemlerle yapılmaktadır.
SPEKTRAL YÖNTEMLER
Nükleotidlerin heterosiklik halkaları 260 nm. Dalga boyundaki ışığı max. emme özelliği taşıdığından, bu dalga boyundaki emme derecesi nükleik asitlerin miktarının bir ölçüsüdür. Buna göre DNA’nın miktar ve saflığı,spektrofotometrede 260 ve 280 nm. Dalga boylarında elde edilecek değerlerden belirlenebilir. 1 optik dansite (OD) çift iplikli DNA için 50 μg/ml. tek iplikli DNA veya RNA için 40 μg/ml. ve oligonükleotidler için ise 20 μg/ml’ye karşılık gelmektedir.
Örneğin, izole edilen DNA çift iplikli ise,miktarının belirlenmesi için aşağıdaki formülden yararlanılır.
DNA(μg/ml) = 260 nm.deki OD x sulandırım oranı x katsayı (50)
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Möleküler Bio ve Genetik |
7th
March
2008
Genetik bilgi, nükleotid baz çiftlerinin (A-T veya G-C) dizisinde bulunmaktadır. Üç baz çiftinin oluşturduğu bir dizi, bir amino asit için şifre sözcüğü (kodon) tanımlar. Kodon dizisi, ilişkili bir polipeptidi (gen ürününü) oluşturacak amino asit dizisini belirler. Nükleotid bazlarının dizisi önce, DNA ipliklerinden birisinden 3′-5′ yönünde, bilgi taşıyan başka bir moleküle (mRNA, mesajcı RNA) aktarılır (transkiripsiyon). Daha sonra, mRNA’daki nükleotid baz dizisi de, ilişkili kodon dizilimine göre, amino asitlerin dizisi için kalıp görevi yapar (translasyon). Gen, bir polipeptidin oluşumundan sorumlu DNA bölgesi olarak tanımlanabilir (bir gen bir polipeptid). Bir ya da daha fazla polipeptid bir proteini oluşturur. Yani, bir proteinin yapımı için birkaç gen gerekebilir.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Yeni Haberler |
6th
March
2008
İnsan DNA’sına ilişkin bilgilerin güvenlik birimleri tarafından depolanmaya başlaması, ‘ırk’ kavramından yeniden sıklıkla bahsedilmesi, sosyal bilimcilerin ‘bilimsel ırkçılık canlanıyor’ uyarısına neden olduğu öne sürüldü.
Alman yayın kuruluşu Deutchse Welle’nin haberine göre, yeni açıklanan bir rapor, dünyanın en büyük DNA veri bankasına sahip İngiliz polisi tarafından kayıt altına alınanların yüzde 77’sinin, siyah yetişkin erkekler olduğunu ortaya çıkardı.
Haberde, İngiltere’nin önde gelen öğretim kuruluşlarından Nottingham Üniversitesi’nin yaptığı araştırmanın sonuçlarının “bilimsel ırkçılık” tartışmasını daha da alevlendirdiği kaydedilirken, gen bilimi alanında çalışan ve 28 uzmanla yapılan araştırma, genetik bilimcilerinin, insan ve toplum davranışlarını yorumlarken, toplumsal niteliklere değil, gen farklılıklarına vurgu yaptıklarını ortaya koyduğu ifade edildi.
Haberde şu ifadeler yer aldı: “Genetik biliminde sağlanan ilerleme, güvenlik güçlerinin birçok cinayeti ve suçu aydınlatmasına yardımcı oluyor. Bu amaçla DNA veri bankası oluşturan İngiliz polisi ise “ırkçılık yapmak” ve “genetik fişleme” uygulamasıyla suçlanıyor.”
İngiltere’de bir süredir nüfus sayımlarında, vatandaşların “etnik olarak” kendilerini nasıl tanımladıkları sorulduğu belirtildi. İngiliz yetkililerin bu sorunun yöneltilmesinin amacının devletin verdiği hizmetlerin tüm kesimlere eşit bir şekilde ulaşıp ulaşmadığını izlemek olduğunu söyledikleri bildirildi. Derleyen:murat güler
Kategori Bilim ve Kültür, Yeni Haberler |
4th
March
2008
WASHINGTON - Sonuçları Science dergisinde yer alan araştırmaya katılan bilim adamları, bu DNA yapısının daha önce insan tarafından yaratılmadığını ve söz konusu basit bir organizma da olsa, genetik kodun yeniden yazıldığını belirtti.
Bu buluşun, gelecekte, biyoyakıt üretimi, küresel ısınmayla mücadele ve ilaç üretiminde insanlığa büyük faydası olabileceği belirtiliyor.
Daha önce, insanın gen haritasının çıkarılması için çalışmalarda bulunan Craig Enstitüsü’nün Craig Venter’ın da katıldığı araştırmayı yürüten Dan Gibson, yaptığı açıklamada, “Bu, araştırmacılarımız ve bu bilim için çok heyecan verici bir gelişmedir” dedi.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Yeni Haberler |
4th
March
2008
İnsanın gen haritasının çıkarılması yarışının tartışmalı DNA araştırmacısı Amerikalı Craig Venter, laboratuvarda bulunan kimyasal malzemelerden sentetik bir kromozom ürettiklerini ve dünyanın ilk yapay yaşam biçimini açıklamaya hazırlandıklarını bildirdi
LONDRA - İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre, Amerikalı araştırmacı, tasarım ürünü genlerin geliştirilmesinde büyük bir adım olarak kabul edilecek ilk yapay yaşam biçimini pazartesi günü ABD’nin San Diego kentinde düzenlenecek bilimsel toplantıda kamuoyuna açıklayacak.
Yeni türlerin yaratılmasında etik kurallar ve yeni enerji kaynakları veya küresel ısınma ile mücadelede yeni teknikler sağlaması konusunda tartışma yaratması beklenen buluşu anlatan Venter, “Bu kendi türümüzün tarihinde çok önemli felsefi bir adım. Genetik şifrelerimizi okumaktan bunu yazmaya doğru gidiyoruz. Bu bize varsayımsal olarak daha önce hiç düşünülmeyen şeyleri bile yapabilme olanağı sağlayacak” diye konuştu.
Venter’in, aralarında Nobel ödüllü Hamilton Smith adlı bilim adamının da bulunduğu 20 kişilik bilimsel ekibinin elde ettiği sentetik kromozom, şimdiye dek başarılamayan bir biyolojik mühendislik harikası olarak görülüyor. Laboratuvar kimyasal malzemeleri kullanılarak yapılan buluşta, bilim insanları özenle ve zahmetli bir şekilde, 580 bin çift genetik şifre içeren 381 geni birbirine ekleyerek yapay kromozomu elde etti.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Yeni Haberler |
4th
March
2008
Köpekler, şempanzeler, fareler ve ineklerden sonra kedilerin de DNA şifresi büyük oranda çözüldü. Kedilerdeki 200 hastalıkla insanların hastalıkları benzerlik taşıyor. Buluşla yeni aşılar ve tedav yöntemleri geliştirilebilecek.
NEW YORK - Genome Research dergisinin bu ayki sayısında çıkan araştırmada, Columbia’daki Missouri Üniversitesi’nde incelenen Cinnamon adı verilen kedinin DNA şifresinin üçte ikisinin çözüldüğü bildirildi. Araştırmada kedideki 20 bin 285 genin tanımlandığı belirtildi.
Böylece kediler, DNA’sı çözülen iki düzine hayvan arasına girmiş oldu. Bu hayvanlardan bazıları köpekler, şempanzeler, fareler ve inekler.
Yazının tamamını oku »
Kategori Genetik Bilim, Yeni Haberler |