Şiiiii.....Sessiz oku..Genetikçiler burda=)
1st February 2008

”Moleküler biyoloji ve genetik” bölümü

KategoriMöleküler Bio ve Genetik |

mbg.jpg
Moleküler biyoloji ve genetik’ TÜBİTAK’ın geliştirme önceliği olan alanlar listesinde ikinci sırada yer alıyor. Moleküler biyoloji ve genetik ayrıca son 10 yıldır ÖSS’de derece yapan öğrenciler arasında en fazla tercih edilen bölüm olarak göze çarpıyor. Uzmanlara göre Türkiye 2010 yılına kadar bu alanda 20 bin araştırmacı istihdam etmeli. Bu büyük açık, mezunların istihdamı açısından gelecek vaat ediyor çünkü moleküler biyoloji ve genetik mezunlarının yüzde 55′i akademik kariyer yaparak araştırmacı olmayı tercih ediyor. Öte yandan mezunlar Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve ABD dışında Uzakdoğu ülkelerinde de çalışma imkânlarına sahip.
Moleküler biyoloji ve genetik alanının Türkiye gündeminde yer alması çok eskilere dayanmıyor. Oysa ABD, AB, Japonya, Güney Kore ve Singapur gibi Uzakdoğu ülkelerinde yıllar önce bu bölümün geleceğin mesleği olacağı anlaşılmıştı.
Mesleğin Türkiye’de yıldızının gittikçe yükseldiğini vurgulayan Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öztürk, her yüzyıla damgasını vuran bir bilim ve teknoloji alanının olduğunu, 20′nci yüzyılın fizik ve kimyanın yüzyılı, 21′inci yüzyılınsa genetik ve nanoteknoloji çağı olarak nitelendirildiğini söylüyor.
Prof. Dr. Öztürk’le moleküler biyoloji ve genetik bölümünde verilen eğitimi ve mezunların istihdam olanaklarını konuştuk:
Bölümde ne gibi dersler veriliyor ?
Hücre moleküler biyolojisi, genetik ve biyoinformatik alanlarında dersler veriyoruz. Ayrıca genel biyoloji, mikrobiyoloji, biyokimya gibi tamamlayıcı dersler de veriliyor. Eğitimin ilk iki yılında fen bilimlerinin temel derslerini alan öğrenciler, sağlam bir bilimsel temel kazanıyor, daha ilk yıldan başlayan ancak son iki yılda yoğunlaşan bölüme özel dersler sayesinde de öğrenciler modern bir moleküler biyoloğun donanımını elde ediyor. Bölümün bir diğer özelliğiyse öğrencilerin çok farklı alanlarda seçmeli dersler alabilmeleri. Bunlar arasında kanser genetiği, gelişim biyolojisi, immünolojı, hesaplamalı biyoloji, hücre döngüsü, apoptoz, kök hücreler gibi dersleri sayabiliriz. Bu derslerde destekleyici olarak laboratuvar ve bilgisayar olanakları kullanılıyor.
Dersler nasıl işleniyor, eğitim ortamından bahseder misiniz ?
Teorik dersler haftada ortalama iki saat, laboratuvar dersleriyse yarım gün sürüyor. Öğrencilerimiz her dönem ortalama beş altı ders aldıklarına göre, haftanın yaklaşık 10-12 saati sınıflarda bir iki günü laboratuvarda geçiyor.
Laboratuvar derslerinde öğrencilerimiz ders hocasının yönetimi ve asistanların gözetiminde gerçek deneyler yapıyor. Ayrıca, yaz stajlarında ve son sınıfta hazırladıkları bitirme projelerinde yoğun olarak araştırma laboratuvarlarında araştırmacılarla yan yana deneyler yapma imkânına sahipler.
Mezunlar hangi kurumlarda çalışıyor?
Bizim mezunlarımızın en yoğun olarak çalıştıkları yerler üniversiteler. Üniversitelerin Fen, tıp, eczacılık, ziraat gibi kısaca yaşam bilimleri olarak tanımlanan alanlarında akademisyen olarak çalışırlar. Dünya ölçeğinde bakıldığında en çok çalışılan diğer bir alan kamu ve özel sektördeki biyotıp ve agronomik alanlarında odaklanan araştırma ve ileri teknoloji kurumları. Bu tür kurumlarda mezunlarımız araştırmacı ve uzman olarak çalışabilirler.
Dikkatlerden çıkarılmaması gereken bir konuysa özel sektör girişimciliği. Teknoloji şirketleri arasında özel yere ve başarı grafiğine sahip olan modern biyoteknoloji şirketlerinin birçoğu bilimsel buluşlarını teknolojik ürüne çevirmek isteyen moleküler biyologlar tarafından kurulmuştur. Bunlar içinde AmGen, Genentech gibi efsanevi şirketler de vardır.
Türkiye’deki bölüm mezunlarının istihdam oranı nedir?
Ülkemizin 2010 yılına kadar kapatmayı hedeflediği toplam araştırmacı açığı 20 bin kişi. Avrupa Birliği’nin açığıysa 550 bin. Diğer yandan ‘biyoteknoloji ve gen teknolojileri’ alanı TÜBİTAK’ın belirlediği geliştirme öncelikli sekiz alan arasında ikinci sırada yer alıyor. Bu verilerden hareketle, ülkemizin genetik ve moleküler biyoloji alanlarında binlerce araştırmacıya ihtiyacı olduğunu tahmin edebiliriz.

Uzman ihtiyacı daha da artacak
Ülkemizdeki mevcut moleküler biyolog sayısının birkaç yüzü geçmediği hatırlanırsa, bu alandaki ihtiyacın boyutları daha kolay anlaşılabilir. Bölüm mezunlarının, uygun master veya doktora eğitimlerini aldıktan sonra araştırmacı ve akademisyen olarak istihdam edilme şansları yüksek. Diğer yandan, ülkemizde bilimsel ve teknolojik gelişmeye paralel olarak, moleküler biyolog ihtiyacının zamanla daha da artması kaçınılmaz görünüyor.
Peki moleküler biyoloji ve genetik eğitimi alan mezunların yurtdışında çalışma olanakları neler?
Mezunlarımızın en kolay iş buldukları ülkeler ABD ve AB ülkeleri. İyi yetişmiş moleküler biyologlara dünyanın birçok ülkesinde ihtiyaç var. Bu ülkeler Türkiye’nin batısı ile sınırlı olmayıp, Uzakdoğu ülkelerini de kapsıyor. Yurtdışındaki Türk moleküler biyologlar başta üniversiteler olmak üzere, kamu araştırma merkezleri, araştırma hastaneleri, biyoteknoloji firmaları ile ilaç firmalarının Ar-Ge birimlerinde çalışıyor. İspanya, İrlanda, Güney Kore, Singapur’da moleküler biyologlar hem kamu hem de özel sektör tarafından en çok aranan meslek grubunda yer alıyor. Moleküler biyolojinin bir uzantısı olan biyoteknoloji alanı sözünü ettiğimiz ülkelerde hızla büyüyen bir sektör haline geldi. Benzer bir senaryonun birkaç yıl içinde ülkemizde de yaşanmaya başlayacağına inanıyor

Derleyen:Murat Güler

Yorum yapın


eXTReMe Tracker